
Başka bir yerden gelmiş olmalıyız bu dünyaya.
Buraya ait olamayız, onlara ait olamayız.
Ait olmak için değil, ait olunmak için yaratılmış olmalıyız.
Alışamayız bu dünyanın sahte buyruklarına; buyruk vermek de değil amacımız.
Doğamız kaldırmaz bu kadar acımasızlığı, acıyı; bu kadar oyunu…
Oysa biz saftık, masumduk.
Tek istediğimiz arındırdığımız dünyamızı şeffaf tutabilmekti.
Korkmadık, onlara rağmen korkmadık. Duyguların en acısını da, en tutkulusunu da hücrelerimize işleyene kadar içimize sindirdik.
Her yeni duyguyla yeniden yoğrulduk, gerçek olduk; hissettikçe özgürleştik.
Mosmor olsa da bedenlerimiz, içimizi hep beyaz tuttuk. Ve sıkıştık burasıyla orası arasında. Boyut değiştirmeye çalışırken sabit düzlemlerde bulduk kendimizi. Girdiler dünyamıza. Yırttılar şeffaf zarını içimizin. Ağladık; en siyah gözyaşlarımızı akıttık en derinimizden…
Yenildik belki de. Onlar gibi kuşanmak zorunda bırakıldık alacalı bulacalı, süslü ve sahte maskelerimizi… Maskelerimizin rengine büründük. İçimizdeki karanlığı atıp, yok olmaya yüz tutan beyaz noktaları doğurmaya çalışırken.
Ve sen;
Bu dünyaya ve onlara ait olmayan;
Seninle gördük ki onlara değil, kendi içimize tutunmalıymışız yine.
Kimse olamazmış bizim kadar iyi…
Yanıldık!
Aynı kelimeler miydi bizi hem tutsak eden hem özgür kılan?
Kimse anlamadı; biz yalnızca yazdık.
Onlar ise her okuyuşlarında biraz daha kirlettiler kelimelerimizi.
Ve şimdi;
Yine dönme vaktidir bizi aldatan kelimelere ve zehirli mürekkebin kokusuna…
blueness
4 Haz. 07
Esra’ya
Buraya ait olamayız, onlara ait olamayız.
Ait olmak için değil, ait olunmak için yaratılmış olmalıyız.
Alışamayız bu dünyanın sahte buyruklarına; buyruk vermek de değil amacımız.
Doğamız kaldırmaz bu kadar acımasızlığı, acıyı; bu kadar oyunu…
Oysa biz saftık, masumduk.
Tek istediğimiz arındırdığımız dünyamızı şeffaf tutabilmekti.
Korkmadık, onlara rağmen korkmadık. Duyguların en acısını da, en tutkulusunu da hücrelerimize işleyene kadar içimize sindirdik.
Her yeni duyguyla yeniden yoğrulduk, gerçek olduk; hissettikçe özgürleştik.
Mosmor olsa da bedenlerimiz, içimizi hep beyaz tuttuk. Ve sıkıştık burasıyla orası arasında. Boyut değiştirmeye çalışırken sabit düzlemlerde bulduk kendimizi. Girdiler dünyamıza. Yırttılar şeffaf zarını içimizin. Ağladık; en siyah gözyaşlarımızı akıttık en derinimizden…
Yenildik belki de. Onlar gibi kuşanmak zorunda bırakıldık alacalı bulacalı, süslü ve sahte maskelerimizi… Maskelerimizin rengine büründük. İçimizdeki karanlığı atıp, yok olmaya yüz tutan beyaz noktaları doğurmaya çalışırken.
Ve sen;
Bu dünyaya ve onlara ait olmayan;
Seninle gördük ki onlara değil, kendi içimize tutunmalıymışız yine.
Kimse olamazmış bizim kadar iyi…
Yanıldık!
Aynı kelimeler miydi bizi hem tutsak eden hem özgür kılan?
Kimse anlamadı; biz yalnızca yazdık.
Onlar ise her okuyuşlarında biraz daha kirlettiler kelimelerimizi.
Ve şimdi;
Yine dönme vaktidir bizi aldatan kelimelere ve zehirli mürekkebin kokusuna…
blueness
4 Haz. 07
Esra’ya
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder