İstanbul'dan sıkıldım. İstanbul bana fazla geliyor.
Çekemiyorum, duramıyorum, nefes alamıyorum.
Kısa süreliğine ayrılmaya karar verdim İstanbul'dan. İstanbul'u terk ediyorum, tıpış tıpış döneceğim ama 10 gün sonra. Sıkıldım İstanbul'dan, her yer, her şey fazla geliyor. Kaçıyorum. Döndüğümde özlemiş olmak için İstanbul'u. Nefes almaya ihtiyacım var. Tanımadığım yerler, tanımadığım insanlar arasında kendimi yabancı gibi hissedip yeniden kendimi bulmam lazım.
Sırt çantamı hazırladım. 7.5 kilo tosuncuk bir çantam var artık. Küçük bir rota çizdim kendime, Hamburg-Prag-Viyana-Berlin-Hanover. Prag öncesi kendimi Kafka'nın kollarına bıraktım. Kendi boyumda kuklalar beğenip, onları taşıyamayacağımı bilerek hüzünlenmek sonra da şirin mi şirin minik bir kukla almak istiyorum kendime. =) Prag'dan ayrılırken Çek köylerine uğramayı unutmayacağım tavsiye üzerine. Bu arada Çek vizemiz yok, ama yine de girebiliriz diye umuyorum =)))
Kendimi tren yollarına bırakıyorum. =) Birlikte çok eğleneceğimizden emin olduğum bir arkadaşımı da sürüklüyorum Almanya'dan. Yolculuğuma da Tehlikeli Oyunlar eşlik edecek. Niloş'un sözünü dinleyip hazırladım pembe fosforlu kalemimi. Nilcim, geldiğimde blogunu yazılarla donatmış ol. Ama bir ölçüsü olsun, kötü kötü bakarım sonra. Hmm... Ölçüsü de... Beni imrendirecek kadar güzel, aklımı yitirmeme sebep olacak kadar muhteşem, görünce yerimde zıpzıp coşacak kadar çok ama kıskandırmayacak kadar az yazı yazmanı bekliyorum senden. :D
Sevgiler
Leyla
ve bu kız alır başını gider...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder